Amerikan Rüyasını Yaşamak

Work and Travel programına 2016 yazında üniversite liderliğini yaptığım danışmanlık firması olan Endless Abroad’un danışmanlığında gittim. Ben ve 5 arkadaşımla birlikte kayıt yaptırdık ve sonrasında bir dizi mülakattan başarıyla çıkınca vizeyi alıp uçak biletimizi de aldıktan sonra her şey hazır oldu. Gitmeden önce yeşil pasaportumun avantajını kullanarak 2 gün İtalya’da arkadaşımla gezme fırsatımda oldu. Endless’ ın danışmanlığında aldığım aktarmalı uçak bileti sayesinde bu seyahatim için herhangi bir ekstra uçuş bedeli ödemedim.

Geçirdiğim muhteşem 2 günün ardından İtalya’ya veda ettim ve gece sabah erken uçuşum için dünyanın en büyük havaalanlarından biri olan Fiumicino da sabahladım. Sonrasında Amerika yolculuğum ve maceram başladı J.  İtalya Fiumicino – Leonardo da Vinci havalimanından Amerika Chicago O-hare havalimanına uçtuktan sonra daha önce görüşüp anlaştığım 2 arkadaşımla buluştuk ve arkadaşımızın Amerikalı arkadaşı bizi Wisconsin Dells’e götürdü.

Çalışacağım şirketin insan kaynaklı ile yaşanan yanlış mailleşme sonucunda geç kaldık ve oryantasyona 1 hafta geç başlamak zorunda kaldık. Bunu oraya gittiğimizde öğrendik ve başka bir evde geçici olarak 1 hafta konakladık.  Böylece Amerikan günlük yaşantısını tecrübe etme ve 2. İş aramak için fırsat bulduk. Hızlıca geçen 1 haftanın sonunda da work kısmına başlamak için kalacağımız yere yerleşik. Artık her şey az çok oturmuştu ve kendimizi yeni bir çevrede yeni bir ülkede yeni bir dilde hissetmeye başlamıştık. 2 işimde de çalışmaya aynı gün başlamıştım ilk başlarda shiftlerimi senkronize etmek zor oluyordu, fakat hep bir yolunu bulup elimden geldiğince çok saat çalışıyordum. Aynı zamanda da her boş anımda, günümde de seyahat ediyor yeni yerler keşfediyordum.

Gezdiğim her yerde yeni insanlar tanıyor ve yeni kültürler öğreniyordum. Amerika’ daki insan çeşitliliği sayesinde birçok milletten insanla tanıştım ve çok yakın ve güzel arkadaşlıklar kurdum. Çalışırken mutlaka her hafta 1-2 gün izin alıyor ve gezmek için fırsat yaratmaya çalışıyordum. Çalıştığım süre zarfında Chicago ve Wisconsin içerisindeki birçok şehri gezdim. Chicago benim için Amerika’ daki en güzel büyük şehirdi. Chicago, Amerika’daki büyük şehir karmaşasından uzak herkesi mutlu edebilecek bir şehir. İlk Chicago’ ya gittiğimde Chicago’nun en büyük milli parklarından biri olan “Millennium Park” da ki “Soldierfileds Stadı”nda Milan-Bayern Münih maçını izledik. Evet, Amerika’ya gelip Amerikan futbolu yerine soccer izlemek gibi bir hata yaptığım konusunda haklısınız!

Biraz da Wisconsin’dan bahsetmek gerekirse Wisconsin Amerika’nın küçük sayılabilecek eyaletlerinden birisi. Oldukça huzurlu ve sakin bir eyalet diyebilirim. Peyniri ve yoğurdu gibi süt ürünleriyle meşhur olan bir yer olan Wisconsin’da hasretini çekmediğimiz tek şey peynirdi J. Her şeyin tadına bakmak her yeri görmeye çalışmak her zaman bana kendimi iyi hissettirdi. Açıkçası çalıştığım sürede katıldığım etkinlikler yahut geziler partiler vb. her şey beni motive ediyor ve çalışırken mutsuz olmuyordum. Genelde yapılan işler mavi yaka diye nitelendirilebilecek yarı vasıflı işler olduğundan bizim gibi üniversite öğrencileri için çalışması zor olan işler olabiliyor, bu durumda bıkkınlık yaratabiliyordu; WAT öğrencileri üzerinde bunu da gözlemlemiş oldum. Çalıştığım eyalette kaldığım yerdeki arkadaşlarımla kurduğumuz arkadaşlıklar o kadar güzeldi ki artık dünyanın çoğu ülkesinde bir evim var J. Yazın sonlarına doğru ayrılmak için çok erken olduğunu hissettim ve danışman firmamı bilgilendirip çalışma süremi uzatmak istediğimi söyledim. Belgelerimle ilgili işlemlerimi ve Amerikada’ki sponsorumla olan tüm işlemleri benim için halledip iş çıkış tarihimi değiştirmem konusunda yardımcı oldular. Uçak biletimin dönüş tarihini de değiştirdim ve her şey halloldu. Bir süre daha çalışma süremi uzattıktan sonra travel planları yapmaya başladık. 2 hafta önceden arabamızı kiraladık. Uçak biletlerimizi aldık. Travel a başlamak için Florida’daki kuzenimin evinde buluştuk 2 gün Florida’da kaldık ve bu sürede Orlando, Tampa, St. Petersburg, Jacksonville gibi şehirleri gezdik. Tampa, hayatımda gördüğüm en güzel şehirlerden biriydi. Sahil şehri olan bu şehir her yıl sezonluk olarak birçok turist ağırlıyor. Miami ile aynı sahil özelliklerine sahip olan Tampa, adeta ben varken neden 3 saat yol çekip Miami’ye gidiyorsunuz birde yetmiyor zika virüsü riskine giriyorsunuz dedi ve bizde onu dinleyip günümüzün tamamını orada geçirdik. Ertesi gün sabah erkenden yola çıkıp Washington DC ye gittik. Tüm günümüz yolda gitti yaklaşık 12 saatlik bir yol sonunda Washington’a ulaştık. Tüm günü DC’de müzeleri hükümet binasını ve ünlü kongre kütüphanesini gezdik. Sonrasında daha önce planladığımız gibi Amerika’nın vergi olmayan eyaleti Delawere’e Apple Store’ dan telefonlarımızı almaya yola çıktık. Akşam olduğunda telefonlarımızı almış Philadelphia, Pensilvanya üzerinden Niagara’ ya doğru yola çıkmıştık. Akşam Philadelphia’ da akşam yemeği yedik ve akşamlarının korkutucu tekinsiz olduğuna kanaat getirdiğimiz bu şehirden çıkmak için acele ettikJ. Niagara’ ya gittiğimizi telefonlarımıza gelen ‘’Kanada’ da bulunduğunuz süre dâhilinde fiyatlandırma değişecektir!’’ mesajıyla Kanada’da olduğumuzu kavradık J. Sonrasında havanın güzelliğinde tüm şelalelerin devasa büyüklüğüyle büyülendik ve daha yakından görmek için bot turlarından biri için bilet aldık. Kanada Amerika bayraklı botlarla tura katılıp şelalelerin yakınlarına gidip sağanak yağış altında etkisini yaşamanız için sadece birazcık yürüyüp sınır köprüsünün yanındaki tesislere erişmeniz gerekmekte. Sonrasında inanılmaz bir deneyimin keyfini çıkarmaya başlıyorsunuz.  Not: Hediyelik olarak turistik storelardan küçük hediyelik magnetler yahut anahtarlıklar alabilirsiniz. (Çinlilerden gaza gelmeyiniz.) Niagara’dan sonra rotamızda Boston vardı ve yine uzun sayılabilecek bir araba yolculuğu bizi bekliyordu. Boston’da çok gezmeden New York için yola çıktık. New York beklentilerimizi tam olarak karşılayan bir şehir miydi tartışılır fakat son gecemizde gittiğimiz gerçekten hayatımın en güzel gecesi olmaya aday olmasına sebep olan müzikal beklentilerimizi sonuna kadar karşıladı. Broadway de Majestiktheater da izlediğimiz The Phantom of Opera müzikali küçüklüğümden beri takip ettiğim müzikallerden biri olması sebebiyle benim için Amerika’da geçirdiğim en güzel 3 saatti. Şimdiki hayalim aynı yerde Lion King müzikalini izlemek, bir dahakine artıkJ. Broadway’ den sonraki hiçbir şeyi düşünmek dâhil istemiyorum. Sorunlu bir son günümüz oldu ve son 6dk da uçağa yetiştik J. Paris aktarmalı olarak İstanbul’a indik ve artık her şey bitmişti. Döndüğümüzde kendi ülkem gezdiğim tüm ülkelerden, eyaletlerden daha yabancı gelmişti. Garip bir hissiyat içerisindeydik ben kuzenim ve uçakta tanıştığımız 4 diğer wat öğrencisiyle birlikte gümrükten geçtik ve sonrasında herkes in Türkçe konuşması bizi şok etmişti herhalde bundan daha doğal bir şey olmazken bu kadar afallamış olmamız garipti gerçekten… Sonra alışmaya çalışıp karşılamaya gelen ailelerimizle hasret giderdik ve sonra o herkesin bahsettiği jetlag etkisi sebebiyle ertesi sabaha kadar uyudum. İlk günden okula başladım, İstanbul trafiğine girdim, 4 ay sonra ilk defa otobüse bindim, akbil kullandım, 4 ay sonra ilk defa derse girdim ve her şeyin ilk olmasının dışında başka bir şeyler daha ilk gibiydi. Bunlar daha çok hissiyatla ilgili. Daha özgür, daha başarılı, daha cesur, daha pozitifim artık ayaklarımı her zamankinden daha sağlam basıyorum. Her zamankinden daha az benimsiyorum belki ama bulunduğum her ortama, her konuya artık bambaşka pencerelerden bakıyorum. Daha önce farkında olmadığım bir sürü şeyin farkına varıyorum ve komik geliyor daha önce göremediklerimi aynı gözlerle görmek ve fark edebilmek… Tekrar farklı tecrübeler yaşamak için sabırsızlanıyorum.

 

                                                                                             Hazal EVLİYAOĞLU

                                                                                        Kocaeli Üniversitesi / 2016