Aylin Berberoğlu ile İngiltere’yi Doyasıya Yaşamak

Aylin Berberoğlu ile İngiltere’yi Doyasıya Yaşamak

2011 yılının Şubat ayında İngiltere Bristol ‘da bulunan English Language Center ‘da 6 ay dil eğitimi almak üzere uçağa bindimingiltere-aylin-3-londra, benim oldukça heyecanlı bir deneyim olacağı kesindi. Havaalanına vardığımda okuldan görevli biri beni karşıladı ve özel araba ile konaklayacağım ailenin evine ulaştırdı. Konaklama boyunca aile yanında kalmayı tercih etmiştim, hem İngilizcemi bu sayede geliştirecek hem de İngiliz kültürünü yakından tanıyor olacaktım, gerçekten de öyle oldu. Beni sevecenlikle karşıladılar ve tüm ihtiyaçlarıma karşılık vermeye çalıştılar. Evde 3 küçük çocuk vardı, bu anlamda evin enerjisi de oldukça yüksekti tabii Hallerine çok zaman kahkahalarla güldüğüm olmuştur Sabah kahvaltısı ve akşam yemeklerinde tüm aile bir araya geliyor benimle iletişime geçiyorlardı, böylece yoğun bir şekilde İngilizce konuşma fırsatım oluyordu. Türk kahvesi ve lokumu meşhur olduğu için giderken aileye hediye götürmüştüm, çok memnun oldular, hatta evin babası John sayemde Türk kahvesi bağımlısı haline geldi, Türkiye‘ye döndükten sonra kendisine birkaç kere Türk kahvesi yollamışımdır

Okul evime yürüme mesafesinde 20 dakika uzaklıkta idi. Okul yolunu sanırım hiç unutmayacağım. Kocaman bir parkın içinden geçiyordum her sabah. Parktaki yemyeşil yüzyıllık ağaçlar yağmur sonrası damlalarını bir bir akıtması içime ayrıca bir huzur veriyordu, mis gibi havası ve yoğun oksijenini içimin derinliklerine kadar çekmişimdir. İngilizler köpeklerini parka getiriyordu. Köpeklerin birbirleri ile oyunları hep hoşuma gitmiştir, insanlar yolda yürürken hiç tanımadığı halde günaydın diye selam verir yardımcı olmalarını istediğinizde yüzlerinde kocaman bir gülümseme ile size destek olmaya çalışırlar, çoğu insan sabah yürüyüşüne yada koşusuna çıkar, yağmur onları etkilemez çünkü hayatlarının bir parçası haline gelmiştir artık, şemsiye bile kullanmazlar Bir süre sonra sizde alışıyorsunuz zaten. Ülke sürekli bir yıkanma halinde, o yüzden de her zaman tertemiz, miss gibi.

ELC-Brisingiltere-aylin-7-bristoltol iki binadan oluşuyor. Okulun sınıfları modern, kantin ve oyun salonu var. Tenis oynayabiliyorsunuz, piyano çalabiliyorsunuz. İsviçre’li bir arkadaşımız bazı teneffüslerde çalardı  Öğle tatilinde ‘’Sandwich Man‘’ bir kişiden öğle yemeğimizi alırdık. Öğretmenler gerçek bir eğitmendi kesinlikle, hepsi güler yüzlü, yardımseverdi. Bir kavramı öğretmek için şekilden şekile girdiklerini hatırlıyorum Dersler iletişime bağlıydı, sınıfta konuşmama şansı yoktu açıkçası. Teneffüs aralarında ders sonrasında, okulun hafta sonu gezilerinde hep bir araya geliyorduk ve iletişim kuruyorduk. Oxford , Brighton, Cambridge, Bath ve Londra şehirlerini görme fırsatı buldum. Hepsi birbirinden güzeldi. Yeşillik, yeşillik, yeşillik… İnsana huzur veren, dinlendiren bir ülke kesinlikle. İnsanın insana değer verdiği, kendin gibi güvenle yaşayabildiğin, saygı çerçeveleri oldukça yüksek bir ülke.

Bristol üniversite şehri olduğu için gençlerin çok fazla olduğu bir şehir. Bu yüzden pub, kafe, tiyatro, sinema, konserlere gidebilir, ünlü veingiltere-aylin-5-brstol pahalı markaların dükkanlarından alış-veriş yapabilirsiniz. Ünlü isimlerin müzikallerine gidebilirsiniz. Micheal Jackson ‘un müzikalini tek geçerim  Tek başınıza bir parkta ağaçların altında kitap okuyabilirsiniz tabii eğer güneş varsa  Böyle zamanlar benim için çok değerliydi. Çünkü mis gibi havayı soluyor, güneşin sıcaklığından yararlanıyor, çimlerin kokusunu hissediyor, serin ama üşütmeyen rüzgarın yüzüme esip esip geçtiğini hissedebiliyordum.

Eğer fırsatınız varsa hiç düşünmeyin ve böyle güzel bir deneyimi yaşayın! Yazımızın devamında görüşmek üzere, hoşçakalın