Bir Öğrencinin Work & Travel Günlüğü

 

Hayatımda ilk defa bu fırsatı gerçekleştirdiğim için öncelikle aileme ve sonrasında bu seyahat öncesi ve sonrasında  bana yardımcı olan Endless Abroad ekibine teşekkür ederek yazıma başlamak istiyorum.IMG-20150616-WA0004

Hayatınızda önünüze bazı fırsatlar çıkar ya, yurtdışı seyahati de onlardan biri işte. Bu da benim ilklerimden biri olan Work and Travel. Türkiye’den  uçağa bindim ve ilk olarak o zaman yurtdışına bir seyahate çıktığımın farkına vardım. Öncesinde yaptığınız işlemler gerçekten bu aşamada ki kadar heyecan verici  değil, o hissiyatın farkına varamıyorsunuz. Ve uçağa bindim. Amsterdam aktarmalı olarak Amerika’ya vardım. Yolculuğum 14 saat sürdü. İlk önce Amsterdam’a inişi gerçekleştirirken gerçekten farklı bir ülkede olduğumu fark ettim. Havadan bütün evlerin intizamını gördüm ve memleketimiz gibi olmadığı söyleyebilirim. Daha sonrasında ise cam kenarında olmadığımdan dolayı Amerika’da Boston’a  inişim daha da heyecanlı oldu. Çünkü herhangi bir fikrim olmadı şehirle ilgili, okyanusu görme fırsatını bulamamıştım. Havalimanında ülkeye giriş yaparken bekleyişim inanılmaz heyecan vericiydi. Çünkü sonrasında serbesttim, artık Amerika’ya giriş yapma hakkına sahip olacaktım, ailemden ve memleketimden uzaktım. Sonrasında gerekli aşamalardan sonra ülkeye giriş yaptım.

Yapmam gereken işverenimin verdiği yolu izleyip çalışacağım şehre ulaşmaktı. Öncelikle  şunu da belirteyim ‘Rotation Position’ pozisyonunda bir otelde görev alacaktım. Şehrin adı Lee. Hava limanından çıktım ve otobüs durağının adresini insanlara sordum ve İngilizce’yle olan sürekli birlikteliğim burada başladı. Artık kendi ayaklarımın üstünde durmak zorundaydım.Bunu gerçekleştirebilecek olgunluğa erdiğimi düşünmesem açıkçası bu yolculuğu yapmazdım. Adres sorduğum insanların samimiyeti bana kendi ülkemi çağrıştırdı bu konuda yabancılık çekmediğimi söylemek isterim. İnsanlar sıcakkanlı ve nereden geldiğimi söyleyince bana olan ilgi ve alakaları daha da artıyor. Daha sonra tren istasyonuna vardım ve danışmaya otobüs durağının  nerede olduğunu sordum. O kadar hızlı bir şekilde İngilizce konuştu ki samimi olayım hiçbir şey anlamadım ve dedim ki; “Kağıda yazabilir misiniz buralarda yeniyim?” gülümsedi ve bir kağıt çıkarıp yazdı. Sonrasında otobüs durağını buldum ve Lee şehrine bilet aldım. Bir saatlik bekleyişimin ardından 3 saatlik yolculuğumun sonunda şehre varmıştım. Durakta indim ve work and travel  macerasının work kısmına başladım. Durakta arabasının üstüne “Welcome to America Muhammed” yazan bir yazıyla işverenim beni karşıladı. Oldukça mutlu olmuştum çünkü bu kadarını beklemiyordum. Sıcakkanlı bir karşılamadan sonra beni önce markete götürdü bir şeyler aldım. Burada da gördüm ki ağırlık ve uzunluk birimleri farklı bir ülkedeyim. Daha sonrasında otele vardık.IMG-20150616-WA0005

Otelin adı Black Swan Inn olmakla beraber göl kenarında oldukça sevimli bir yerdi. İlk olarak otelin hemen yanındaki daireme çıkınca ağzım açık kaldı; çünkü gölün ve ormanın manzarası süperdi. Kocaman balkonu göl manzarası olan geniş bir dairede kalacağımı tahmin etmiyordum. Balık tutulan ve yüzülebilen bir göl olması ise tam bana göreydi. Balık tutmayı ve yüzmeyi küçüklüğümden beri çok severim. Bir günlük aranın ardından işime başladım ve bir baktım ki ilk 10 gün sonunda güzel bir mekanda güzel arkadaşlıklar edinmişim. Çevremde farklı dinlerden farklı kültürlerden bir sürü insan oluşuvermişti. Dinlerin ortak özelliği olan iyiliği hepsinde görmüştüm. Örneğin oda arkadaşım Tayland’dan gelmişti. Budistti ve harika bir insandı. Yapılan ortak işlerimizden hiç kaçmıyor tam tersine benim işe gittiğim ve onun gitmediği günlerde bile ekstradan yardım ediyordu. Yemek kültürümüz  her ne kadar benzemese de ben onun kültüründe ki yemekleri oldukça beğendim. O da bizim kültürümüzde ki yemekleri oldukça beğendi.

Kasabada yaptığım ufak tefek gezilerde evlerin müstakil rengarenk oluşu harikaydı. Trafikte insanların yayalara bu kadar öncelik vermesi de beni bir hayli şaşırttı ve memnun etti. Ayrıca otelde çalışırken müşterilerin bize karş00ı  olan davranışları çok hoşuma gitmişti. İnsanlar çalışanlara kibirli bir şekilde davranmıyorlardı. İşverenimin ise benimle sürekli arkadaş gibi muhabbet kurması odamın eksikleriyle ilgilenmesi beni memnun eden bir diğer artıydı. Şimdilik burada 10 gün geçirdim. Oldukça keyif aldığımı söyleyebilirim ve travel kısmında da keyif alacağıma inanıyorum.

 

Muhammed İkbal Küfrevi