Londra’da Erasmus Staj Hatıraları

Merhabalar arkadaşlar, size engin Londra staj tecrübelerimden bahsedeceğim. Bunun öncesinde zorlu İngiltere vizesini hak etmiş olmamız gerekiyor, vizeyi aldıktan sonra gerisi çok kolay bir şekilde geliyor.

Gatwick Havaalanı ve pasaport kontrolü;IMG_0741

İngiltere’ye ben Gatwick havaalanından gittim. Bu havaalanı şehre biraz uzak kalıyor. Uçakta size küçük bir kağıtta form veriliyor ve nerede kalacağınızı yazmanızı istiyorlar bu kağıda. Bunu ben önemsemedim ve doldurmamıştım fakat pasaportu göstereceğimiz görevli doldurmamı istedi. Siz de bunu uçakta doldurun, sonra benim gibi panik olursunuz. Bir İngiliz görevliye denk gelirseniz eğer, o meşhur soruyu soruyorlar tabii ki “What is your purpose?” 2-3 kelimeyle öğrenci olduğunuzu ve “staj yapmak için gittiğinizi” söyleyebilirsiniz. Şöyle ki ; “I am a student, I came to London for Erasmus internship, I need improve my language, i need to learn speak english” gibi basit şeyler… Bir Pakistanlıya denk gelirseniz 100 tane soru soruyor, korkmayın :) Gatwick’ten giden arkadaşlar için bir tavsiye ‘Victoria Coach Station’a bir tren bileti alın, daha hızlı gidersiniz. Tren bileti 20 pound idi ben aldığımda.  Zaten son durak olduğu için herkes indiğinde geldiniz demektir.

Sim kart, internet ve prizler

Victoria Station’da indikten sonra, hemen her yerde bulunan bakkal tarzı marketlerin olduğu yere gidip “lyca mobile” aldım. 15 pounda hem internet, hem konuşma paketi, hem de sms almıştım. Bunun için satıcıya “I want to buy a Lyca Mobile card” diyebilirsiniz.

Hemen internet paketi yapamazsanız sakin olun (KEEP CALM and CARRY ON) Starbucks veya Costa gibi dükkanlardan ücretsiz wifi şifresi öğrenebilirsiniz. Ve size tavsiyem “CITYMAPPER” isimli uygulamayı indirin, gideceğiniz her yere sizi ulaştırıyor.

İngiltere’de bizden farklı olan bir başka şey de priz konusu, oradan alabileceğiniz gibi Türkiye’den de gitmeden önce “uluslar arası priz” diye geçen 3 dişli prizlerden alın.

Ulaşım

Olmazsa olmaz olan “Oyster Card” edinmeniz şart arkadaşlar. Mesela benim konakladığım yer zone 3’teydi, iş yerim ise Zone 2’de. Ben 1-3 arası oyster kart yükletmiştim. Bu kartlara da her under-ground girişinden veya Victoria Coach Station’daki gişelerden ulaşabilirsiniz. Görevliye “i will buy oyster card and zone 1 to 3” demeniz yeterli.  Ulaşım biraz pahalı fakat her yere çabuk ve kolay bir şekilde ulaşıyorsunuz. Haftalık 36 pound ödüyordum ben.

Under-ground, over-ground, DLR ve meşhur çift katlı BUS’larla her yere ulaşım sağlayabilirsiniz. Kendinize hemen bir under-ground map edinin. Bunlara under-ground girişlerinden ulaşabilirsiniz. Haritada farklı renklerde şeritler var, her bir renk farklı bir gidiş hattını göstermekte. Karışık görünse de çok kolay bir kullanımı var. Hangi renk gideceğiniz yerden geçiyor ona bakıyorsunuz. Mesela lacivert renk ise, lacivert renkli hattın olduğu metroya gidiyorsunuz.

ceylin-londra

Yeme-içme ve Giyim

Londra pahalı bir şehir olabilir, fakat ucuza da yaşanabilir. Bizdeki BİM marketleri gibi onlarda da “Morrisons” adında büyük ve fiyatları ucuz olan marketler var. Fakat her yerde olan “Sainsburry”lere daha kolay ulaşabilirsiniz. Ben genelde kruvasan, conflex (mısırı gevreği), nutella (orada 2 pound) vs. – Bu tarz şeylerden yiyordum. Mc Donalds, Burger King ve Dominos’lar da olmazsa olmazımdı. 5 pounda karnınızı doyurabilirsiniz

Londra bilindiği gibi yağmurlu ve soğuk bir şehir. Sıcak günleri de oluyor fakat yanınızda en az bir yağmurluk, bir de hırka mutlaka götürün.

Giyim demişken,

Ucuz giyim için de Favori Mağazam PRIMARK !! 3 pounda cüzdan, 5 pounda ayakkabı, havlu, terlik kısacası ne ararsanız ucuza alabilirsiniz.IMG_0782

Biraz İngilizce kitap okumak iyi olabilir;

Bizde ki D&R gibi orada da Waterstones‘lar var. Piccadiliy’den ve Oxford Circus’tan da ulaşabilirsiniz.

Gezip Görün Derim….

Benim ilk olarak gördüğüm yerlerin başında müzeler geliyordu.

British Museum, Science Museum, Natural History Museum’u gezdim. Ücretsiz hizmet veren çok sayıda müzenin içinden benim gezebildiklerim bunlardı.

Ücretli olan müzelerden  Madame Tussauds müzesi; aklınıza gelen gelmeyen ünlülerin burada bal mumu heykellerini görebilirsiniz.

London-eye

Benim binmeye fırsatım olmamıştı. Fakat binen arkadaşlarım eşsiz Londra manzarasının tadını çıkardıklarını anlatıyorlardı. Yakşaşık 40 dk sürüyormuş…

Hyde-Park

Ben Stajdaki off günlerimin çoğunu burada geçirmiştim. Çok büyük bir park. Herkes spor yapıyor, yürüyüş ve bisiklet için çok uygun. İçinde bir göl de var.

Oxford ve Piccadily Streets

Her türlü mağazanın bulunduğu caddeler. Gündüz alışveriş için her mağazaya buradan ulaşabilirsiniz.20140906_144943 (1) Gece olunca da yine burada ünlü gece clublarında eğlenebilirsiniz.

Camden-Town

Burada genelde mekanlar, dükkanlar ve pazar yerleri çok farklı oluyor. Punk-Rock tarzında veya cadılar bayramı kıyafetlerinin olduğu farklı dükkanlara ulaşabilirsiniz. Bana çok ilginç gelmişti.

Başıma gelen zorlu bir olay….

Türkiye’de iken hattımı yurt dışı kullanımına açtırmıştım. Fakat Londra’ya indiğimde o acı olayla karşılaştım. Hattım kesinlikle çekmiyor, kullanılmıyordu. Hemen information bölümünü bulup tren biletini nereden alabilirim diye sordum. Fakat ingiliz aksanını anlayamamıştım. Turist olduğumu yavaş konuşmasını söyledim ve bu sayede bilet almayı başardım. Daha sonrasında arkadaşlarımla haberleşmem gerekiyordu. Trene bindiğimde yanımda oturan bir ingilizden “Can I use your Mobile? I need to send a message to my friend” dedim ve hemen verdi. Bu şekilde arkadaşıma mesaj attığım numarayı aramasını söylemiştim ve haberleşebilmiştim. Bu olay bana tecrübe kattı ve Londra’da her kaybolduğumda sakin olup yardım istemem gerektiğini öğretti. Sakin olmanız ve hemen pratik düşünmenizi öneririm. Panik yapmayın, her şey halloluyor.

Ceylin Tektaş