Yeşilin 40 tonu: İrlanda

img-20160811-wa0000Yeşil mi yeşil, sevimli mi sevimli İrlanda’ nın başkenti Dublin’ e Ağustos ayının 2. haftasında gittim. Uçaktan indiğimde beni güzel bir sürpriz karşıladı: hava beklediğimden fazla soğuktu

Elbette bunun en büyük sebebi indiğimde gece yarısı olmasıydı. Dublin’ de kaldığım hafta boyunca hava güneşli, arada bir yağmurluydu. Yağmur yağdığı zaman farklı farklı çiçeklerin ve ağaçların kokusunu çok kolay seçebiliyorsunuz, oksijen yoğun bir şekilde ciğerlerinize doluyor. Uzaktan duyduğunuz flüt sesleriyle birlikte cennet gibi bir yerde olduğunuzu anlıyorsunuz. Dublin’ de iken sürekli yürüyüş yapmak istiyorsunuz. Şehrin belli geniş bir merkezi var ve yürüyerek istediğiniz yere gidebilirsiniz. Toplu taşıma gelişmiş olmasına rağmen insan bu şehirde sakin sakin yürümeyi tercih ediyor.

Genel anlamda Dublin sokaklarında jogging yapan, temiz havayı değerlendiren insanları görüyorsunuz. Ben dâhil, kaldığım sürede zaman ayırıp bunu gerçekleştirebildim ve bedenimi dinlendirdim. Açıkçası yerel halkın böyle bir alışkanlığı düzenli bir şekilde dilediği zaman yapmaları beni fazlaca kıskandırdı!

kilkenny-castle-wallpaper-ireland-wallpapersPub kültürünün geleneksel İrlanda kültürüyle birleşmesi caddelere yansıyor. Mekânlara girip çıkarken farklı dünyaları yaşıyorsunuz. İrlandalıları ise biraz geleneksel insanlar olarak nitelendirebiliriz. Oldukça samimiler ve sohbetleri çok keyifli. Ülkenin resmi dili İrlandaca ve İngilizce, Keltçenin kollarından biri olan İrlandaca’ yı şehrin her yerinde İngilizce ile birlikte görebilirsiniz ancak özellikle genç kesim bu yozlaşmakta olan dili bilmiyor… Bana göre İngilizce’ de İrlanda aksanı biraz Amerikan aksanına benziyor. Rahatsız eden ya da anlaşılması güç bir aksan değil, kulağınız alışınca zaten iletişimde sıkıntı çekmiyorsunuz. İrlandalılar birçok konuda olmasına rağmen aksanda İngiltere’ den pek de etkilenmemiş gibi duruyor. Üstelik sanıyorum ki Amerika’ ya yoğun göçleri neticesinde aksanlarıyla yenidünyayı etkilemişler.

Günübirlik bir geziyle Dublin’ den Kilkenny şehrine gitme fırsatım oldu. Şehir diye geçiyor ancak yoğun bir merkeze sahip bir kasaba Kilkenny. İnanılmaz sevimli ve doğa harikası bir yer. Çevresindeki mistik gizli geçitlerle dolu mağaralarda yaşanan tarihi duyunca insanın içi ürperiyor. Muhakkak gitmenizi tavsiye ediyorum. Dublin’ e kıyasla çok daha sessiz sakin, kendi halinde bir şehir.

Dublin’ de ciddi bir yabancı yoğunluğu var. Eğitim veya iş için şehirde bulunan yabancılar İrlandalılarla uyum içinde yaşıyor. İrlanda görülmesi gereken kendine has ülkelerin başında geliyor. Kaldığım 1 hafta boyunca harika vakit geçirdim ve soluğu İskoçya’ da aldım. Bir sonraki Edinburgh yazımda görüşürüz!

Ömer Kilerci’nin Kaleminden “1 ayda dolu dolu 3 ülke! İlk durak: İngiltere” Kuzeyin Saklı Büyüsü: İskoçya Yazısı İçin Tıklayınız

trees_forest_woods_stair_retro_ancient_plants_green_architecture_1920x1200